Anasayfa | Hakkımızda | Eğitimler | Eğitmenler | Etkinlik Takvimi | Medya | Bize Ulaşın
  Öz - Merhamet: Önce Kendinize!

Paylaş
 

Öz-merhamet ne ola ki dediğinizi duyar gibiyim. Öz-merhamet (self-compassion) Dr. Kristin Neff[1]’in literatüre dahil ettiği bir kavramdır. Temel olarak kişinin kendisine karşı şefkatli ve anlayışlı olmasını ifade eden öz-merhamet terimi öz-nezaketin, ortak insanlık bilincinin ve farkındalığın bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Yani, kendini devamlı surette yargılamak yerine, kendine karşı nazik ve ilgili olmak; kendini izole edilmiş ve diğerlerinden ayrı hissetmek yerine, yaşamını birliktelik ve bir aradalık hissiyle sürdürmek; olaylar karşısında yaşanan hislerle özdeşleşmek yerine, dengeli bir duygusal farkındalığa sahip olmak öz-merhamet için esastır. Bu üç temel unsuru gerçekleştirebildiğimiz takdirde kendimize karşı merhametli olduğumuzdan bahsedebiliriz. 

Her ne kadar açık gibi gözükse de yine de öz-merhamet ifadesiyle ilgili havada kalan şeyler olabilir. Bunun için belki de en iyisi öz-merhametin ne olmadığını anlatarak ilerlemek. Aslında bu tanımın detayına inmek ve muhtemel kafa karışıklıklarını bertaraf etmeye çalışmaktaki amacım neden kendimize karşı merhametli olmamız gerektiğini anlatabilmek. Çünkü burada niyet, sizleri yeni bir kavramla tanıştırıp, bu kavramın sözlük anlamı gibi karşılığını vermek değil. Asıl niyet, sizi, bu tanışıklığın potansiyel katkılarından haberdar edip, hayatınıza dahil etmeniz hususunda ufak da olsa bir istek uyandırabilmek. Mevzu derin… Gelelim öz-merhamet derken kastımızın ne olduğuna. Kendine karşı merhametli olmak dendiğinde, birçok olası yanlış anlaşılmanın kapılarını da aralamış olabiliriz. Çok muhtemeldir ki bir kısmımız bu kavramı, kendini kayıtsız şartsız beğenmekle, kendini şımartmakla veya kendine acımakla karıştırıyor olabilir. Öyleyse bunlara sırayla değinmekte fayda var.

Öz-merhamet, öz-beğeni ilişkisinden başlamak gerekirse, Neff’in de dediği gibi kişinin kendisine karşı şefkatli bir anlayış duymasının; kendini özel hissetmekle, ortalamanın üstünde olmakla veya ideallerini gerçekleştirmiş olmakla ilgisi yoktur. Daha ziyade; kırılgan, hassas ve yeterince mükemmel ol(a)masak bile kendimizi önemsemekle, kendimize özen göstermekle ilgisi vardır. Kendimizden vazgeçmemekle ilgisi vardır. Kendimizi sürekli diğerleriyle kıyasıya bir yarış içinde görüp, hırpalamaktansa; her ne ile meşgulsek, o konuda diğerleri ile olan -kaçınılmaz- bağımızı farkedip, henüz sonuca ulaşmasak bile süreç içerisindeki tamlığımızı idrak etmektir. Bizi takdirden, kabul ihtiyacından, başarısız olduğumuzda ve yetersiz hissettiğimizde yıkılmaktan alıkoyan çok mükemmel bir haldir. Bu halin getirdiği özgürlüğü fark ediyor musunuz? Ne müthiş bir deneyim! Bütün hayranlık duyduğumuz büyük insanlar; mucitler, devrimciler, ülkelerini düşman işgalinden kurtaranlar, her zaman ve her şartta başarılı olanlar mıydı? Yoksa yılmayanlar, tüm başarısızlığa veya engellemelere rağmen, kendilerine karşı merhametli davranıp, yeniden deneme şansını kendine tanıyanlar mıydı?

Yapılan bir bilimsel çalışmada katılımcılardan, kendilerini tanıtmaları istenmiş ve konuşmalarının videoya çekileceği bildirilmiştir. Sonra videolarının onları hiç tanımayan birisi tarafından izleneceği ve kendileri hakkında ne kadar sıcak, zeki, hoş, arkadaş canlısı, olgun, vs. gözüktükleriyle ilgili yorum yapılacağı söylenmiştir. (Bu çalışmada yer alıp, yorum yapacak olan kişiler araştırma ekibine dahildir.) Yapılan yorumlarda, katılımcıların yarısı pozitif geri bildirim almıştır, diğer yarısı ise nötr geribildirim almıştır. Öz-merhameti yüksek olan insanlar, pozitif veya nötr olmasından bağımsız olarak geribildirimleri makul karşılamışlardır. Geribildirimlerin kendilerinden kaynaklandığını söyleme eğiliminde olmuşlardır. Oysa ki, yüksek seviyede öz-beğeniye sahip olan insanlar, nötr geribildirim aldıklarında, “Ne yani, sadece ortalama bir insan mıyım?” tepkisini vermişlerdir. Aynı zamanda, hoşlanmadıkları bu geribildirimleri kendi davranışları ile değil, videoyu izleyip değerlendirme yapan kişinin aptallığıyla(!) ilişkilendirmişlerdir. Yani kendisiyle ilgili yüksek bir benlik imajına sahip bu kişiler, dışarıdan bu benlik imajlarına gelen bir ‘tehdit’ algıladıklarında, dengelerini kaybedip mutsuz ve saldırgan bir hale gelmektedirler. Oysa ki, diğer tarafta, kişinin kendisine karşı duyduğu merhamet onu dışa bağımlı bir öz-değer bilincinden kurtarır. Diğer bir deyişle, işler ters gittiğinde, egonuz tehdit edildiğinde öz-merhamet işinize yarar. Övgüyle kanatlanmayanın, yergiyle yıkımı olmaz!

Diğer bir karıştırılan konu ise öz-merhamet ile kendine acımadır. Öz-merhamet, kesinlikle kendine acımayla aynı şey değildir. “Ah zavallı ben!” diyerek tüm günü dünyanın nasıl da adil olmayan bir yer olduğunu, tüm bu kötülüklerin bizi nasıl bulduğunu, halbuki ne kadar da iyi kalpli olduğumuzu düşünerek geçirmeyi, kendimize karşı merhametli olmakla bir tutamayız. Kişi kendine acıdığı sürece, kendi elini kolunu bağlamaktan öteye gidemez. Bu tutumuyla da, kendine acımasına sebep olan hâli besleyen ve büyüten bir kısırdöngü içine girmiş olur. Kişinin kendisini gerektiğinde eleştirel bir gözle değerlendirebilmesi tabii ki önemlidir. Fakat bu değerlendirme önce kabulle başlar. Ve kişinin kendisine acıtıcı değil, şefkatle yaklaştığı sürece yapılabilir. Böylece acıdan iş göremez ve sürekli vahlanır bir halden çıkıp, çözüm odaklı bir yaklaşım içine girilebilir. Nitekim öz-merhamet hâlinde, ne hislerini göz ardı edip, üzüntünü yok saydığın; ne de hislerini abartarak, altında ezildiğin bir durum söz konusudur. Bilakis bu hâl, kendinle kurduğun daha nitelikli, daha derin olan bir bağın işaretidir. Bu bağ yapıcıdır. Varsa seni üzüntüye sevk eden bir durum, bunu yok saymazsın. Hislerini bastırmaya çalışmazsın. Duygu geçişlerini yaşarsın fakat durum her ne ise, bu seni tarumar etmez, yaşamda donup kalmazsın. Kendini şefkatle sarmalayıp, yola devam edersin.

Öz-merhamet, hiçbir şekilde kendini şımartma da değildir. Anlık hezeyanlar için uzun vadede size zarar verebilecek bir şeyi yapmak, sizi zarara sokar. En basit şekilde örneklendirmek gerekirse, absürt bir saatte tatlı krizine girip, önünüze ne gelirse yeme gibi. O anlık bir tatmine ulaşılsa bile, bedensel sağlığınıza zarar verici etkilerinden dolayı yıpratıcı ve hiç de kendine karşı merhametli olmayan bir davranıştır. Şöyle bir durup düşündüğümüzde, şımartılarak büyütülen çocuklar gibi, şımartılarak avutulan yetişkinler olmanın, bizi ne tatmin edici, manidar bir yaşama, ne de kendimizden memnun olduğumuz, üretken bir oluş haline ulaştırmadığı aşikârdır. Bu hassas ayrım, kişisel sorumluluk bilincinin yüksek olması ve davranışlarımızın sebep-sonuç ilişkisini iyi kurabiliyor olmakla ilişkilidir. Bu nedenle, hayatımız söz konusu olduğunda kaptan köşkünde oturduğumuzu her daim aklımızda tutmalıyız. Dümenin başında kim varsa sorumluluk ondadır. Sorumluluk kimdeyse, uyanık olmak zorunda olan o’dur. Yazının başında belirttiğim farkındalık hali, bu sebeple önem taşımaktadır. “Gözle, farkında ol, sorumluluk al!” düsturu bizi birçok kör sapaktan, çıkmaz sokaktan kurtarır.

Kendimizle ilgili olumlu yönde bir değişiklik yaratmak arzusundaysak önce duygularımızı tanımalıyız, onlara farkındalıklı bir mesafeden bakmalıyız ve var olan her ne ise ilk başta onu kabul etmeliyiz. Akabinde onu değiştirme gücünü ve öngörüsünü kendimizde bulabiliriz. Carl Rogers’ın dediği gibi: “En ilginç ikilem, ancak kendimi olduğum gibi kabul ettikten sonra değişebilmemdir.”  Şimdi derin bir nefes alıp, şefkatli kollarınızı kendinize açın. Öz-merhametiniz arttığında, kendinizi daha berrak görecek ve sorumluluklarınızı taşımak ve kendinize dikkat etmek konusunda daha özenli olacaksınız. Ve bu hiçbir zaman kendinize acıyarak, kendinizi şımartarak veya “onlar ne anlar ki, ben zaten iyiyim” dediğiniz bir kendinden kaçış yöntemi olmayacak. Kendinize karşı duyduğunuz merhamet hayat içinde aldığınız yolu daha kolay ve keyifli hâle getirecek.

“İlk kendine günaydın de uyanırken…

Ve ilk kendine gülümse aynalarda..

Bir tatlı söz söyle kendine tebessüm et ve umursa kendini, teşekkür et..Sevmekle başlar her şey, kendini sev..

Ve paylaştıkça çoğalır, sınırsız ver…

Dost ol kendine, dürüst ol

Bir sevda sun yalansız

Ve dokun kendine hesapsız

Gülümse…

Sonra göreceksin binlerce yüzde kendi yansımanı

Günaydın!”


Sevgilerimle,


Melis Merih Kılıç

Nefes Eğitmeni & Yaşam Koçu




[1] Austin Teksas Üniversitesi’nde Eğitim Psikolojisi bölümünde Doç. Dr. olan Kristin Neff, yazar ve öz-merhamet konusunda programlar düzenleyen bir araştırmacıdır.

 
Melis Merih Kılıç | 26/12/2016

  Tüm Yazılar
"İZİN VERME" MANİFESTOSU
Öz - Merhamet: Önce Kendinize!
Farkındalık Bizi Kim Yapar?
Kalp Atış Sayısı Yaşam Süresini Belirliyor
Panik Bozukluklarda Nefes Kullanımı
Holoterapi Nefes Çalışmasında Doğum Travmasının Gözlenmesi Ve Temizlenmesi
Sıkıştırma Nefesi
Çocuklar Neden Doğru Nefes Almalı?
Nefes Sağlığınızı Test Etmek İster Misiniz?
Yağlar Vücuttan Solunumla Atılabiliyor
Nefes Refleksini Tetikleme
Derin Nefesle, Sığ Nefes Arasındaki Fark
İyi Bir Metabolizma İçin Nefes Testi
Astroloji Nedir?
Bilinçaltının Yeniden Programlanması
Nefesle Tanışmak, Yeniden ve Yeniden!...
Holoterapi Çalışmasında Bilincin Fabrika Ayarlarına Dönüşü
Göz Sinirlerinin Hassasiyetini Arttırmak
Bilinçaltı Nedir? Nasıl Değiştirilir?
Lohusalık Sendromunda Nefesle İyileşme
Sık sık esnemek bedenimizin bize gönderdiği bir ''imdat'' çağrısı olabilir mi?
Nefes Tekniklerinin Okul Başarısı Üzerine Etkisi - Gözlem
İştah kesme nefesi
Lenf Dolaşımı İçin Derin Nefes Kullanımı
Düşünce Gücünü Kuvvetlendirmek İçin Nefes Çalışması
Yöneticiler için duygusal zekanın önemi
Eski Çin Tıbbında Nefes Teknikleri
Uyku Kalitesi Ve Solunum İlişkisi
Çocuk Nefes Çalışmaları
Bolluk Bilinci Oluşturmak İçin Nefes Meditasyonu
Ciğerlerinin tamamını kullananlar daha zeki oluyor.
10 Saniye Nefesi
Nefes Uygulamalarının Beyin İşlevselliğine Etkisi
İdeal Nefes Hızı
Solunum Çalışmalarında Mineral Kullanımı
Anaerobik solunum nedir?
Konuşmanın Önemi
Ölüme Yakın Deneyimlerde Azalan CO2’in Etkisi
Mutluluk Nefesle Başlar
Bir Hayalim Var...
Derin Nefes Çalışmalarında Temel Minerallerin Desteklenmesi
Zamanı Yönetmek Için Bilinçaltını Programlamak
Nefesi eğitmek ve yeterli oksijen almak için soğuk duş
Para Başarısı
Bırak Aksın, İzin Ver Olsun
Nefes Eğitmeni Oluyorum...
Nefes Teknikleriyle Zihin Degistirilebiliyor.
Bir öğretmenin heyecan ve konuşma zorluğu hikayesi
Asidoz’a Karşı Nefes Kullanımı
Tüm Nefes Çalışmaları Yapan Dostların Dikkatine!!!
Değişmek mi, Dönüşmek mi?
60 Nefes Çalışmasında Endorfin Ve Serotonin İlişkisi
Holoterapide Anne Karnı Sürecinde Gezegen Etkilerinin Gözlenmesi
Trioid Bezi Ve Nefes İlişkisi
Beynin Performansını Artırmak için Nefes Çalışmaları
Affetmek ve Özgürleşmek
Nefes Teknikleri İle Öfke Ve Kızgınlık Kontrolü
Gözünüzün İliştiği Her Yere “NEFES AL” yazın
YOGA SANDALYESİ / BACKJACK
KONTROLLERİ BIRAKMAK
Beyin Kimyasında Düşünce ve Duyguların Oluşması
Doğal Doğum
Derin Uyku Uyumak ve Boyun Fıtığını İyileştirmek İçin Nefes Çalışması
60 NEFES ÇALIŞMASI
Nefesi Derin Alıp Uzun Vermenin Faydaları
Sigarayı Nefesle Nasıl Bıraktım?
Makrobitotik Beslenme Bize Neler Kazandırır?
Makrobiotik Beslenme Nedir?
Kabul Etme Nefesi
Röportaj: "Nefes Tekniklerinin Hayatımızdaki Önemi", Mustafa Kartal
Taşikardiyi nefesle düzeltmek
Migren Ağrılarını İyileştirmek İçin Diyafram Kullanımı
Yürüyerek Nefes Tutmayı Geliştirme Çalışması
Nefes Alma Sanatı - Mustafa Kartal' ın yeni kitabı okurlarla buluştu!
Sahiplenmeyin
Nefes Çalışmalarının Getirdikleri
NEFES TEKNİKLERİNİN ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERE FAYDASI
Doğru Nefes Almanın İlkeleri
Nefes Teknikleri İle İrade Kazanmak
Nefes Egitiminin Cocuklara Ne Gibi Faydalari Var?
Dogru Nefes Almanin Onemi
Bir Nefes Hikayesi
Burun Yerine Ağız Kullanmanın Olumsuzlukları
Neden Burun? Neden Diyafram?
Nefes Tutmada Diyafram Kullanimi Ve Dusunsel Antreman
Esneme Nedir?
Nefes Çalışmalarında Dikkat Edilmesi Gereken Konular
Strese Karşı Senkronize Nefes Teknikleri
YÜRÜYEREK SOLUNUMU TEST ETMEK
Nefes Teknikleri Nedir?
TANRIÇA' NIN GÖZYAŞI İNCİ

  Duyurular
  + tümünü listele

  Referanslar

  E-Bülten'e Katıl!
Eğitim, hizmet ve etkinliklerimizden haberdar olmak olmak için lütfen E-Bülten’e katılın!

  Haftanın Yazıları
"İZİN VERME" MANİFESTOSU

Mustafa Kartal
20/09/2017
Öz - Merhamet: Önce Kendinize!

Melis Merih Kılıç
26/12/2016
Farkındalık Bizi Kim Yapar?

Melis Merih Kılıç
05/12/2016
  + tümünü listele

  Kitap & DVD
Nefes Terapisi - Mustafa Kartal

Holoterapi, bütünlüğe ulaşma/tamamlanma çalışmaları olarak kişilerin bilinçaltı derinliklerini keşfetmelerini sağlayan, bilincin hızlı solunum, uyarı...
  + tümünü listele

| Sosyal paylaşım ağlarımız

 
 
Nefes Okulu Kişisel Gelişim ve Farkındalık Atölyesi
Tüm hakları saklıdır. 2017 ©
Tel: 0216 352 21 60 | GSM: 0541 201 94 77 | E-mail: info@nefesokulu.com